Primer Sklerozan Kolanjit (PSC)  çok kuvvetle i̇nflamatuar barsak hastalığı (IBD) ile ilişkilidir. PSC ve IBD arasındaki bu bağlantı çok iyi kurulmuş olmasına rağmen, bağlantının sebebi bilinmemektedir. Hem PSC hem de IBD’nin, genetik ve çevresel risk faktörlerinin birleşiminden kaynaklanan, karmaşık genetik hastalıklar oldukları düşünülmekte. PSC üzerinde genetiğin rolüne odaklanan araştırma, IBD’de bulunan genetik risk lokuslarının bir kısmının PSC ile de ilişkili olduğunu göstermiştir. Genetiğin PSC üzerindeki etkisine dair bilgimiz artıyor, fakat muhtemel çevresel tetikleyici faktörler hakkında hâlâ çok az şey biliniyor.

 

IBD alanındaki çalışmalar, sigara içmenin ve daha önce geçirilmiş bir apandisit ameliyatının ülseratif kolit (UC) hastalığının gelişmesine karşı koruyucu bir etkiye sahip olduğunu göstermekte.  PSC hastalarının birinci dereceden yakınlarının da PSC ve UC hastalıklarına yakalanma riskinin yüksek olduğu ispatlanmıştır. Şimdiye kadar, sigara alışkanlığının ve apandisit ameliyatının PSC’ye yakalanma riskine etkisini değerlendiren büyük çalışmalar yok.

 

Bu çalışmadaki araştırmacılar, PSC hastalarından oluşan büyük bir grup üzerinde, PSC’ye yakalanmada potansiyel çevresel risk faktörlerini değerlendirmeyi hedeflediler. Üzerinde çalışılan potansiyel risk faktörleri şunlardı; sigara içme alışkanlığı, apandisit ameliyatı geçmişi, IBD ve otoimmün karaciğer hastalığı aile geçmişi ve bir de coğrafi dağılım. Bu çalışma için toplanan PSC hastaları, bu risk faktörlerini incelemek amacıyla, IBD kontrollerinin yanı sıra sağlıklı kontrollerle (HC) karşılaştırılmıştır. Araştırmacılar bu kontrol gruplarını kullanarak, her bir grubun bir risk faktörüne ne kadar sıklıkla maruz kaldıklarını  karşılaştırabildiler, ve böylece risk faktörü ve hastalık arasındaki ilişkiyi saptadılar.

 

Katılımcılar, 1 Ocak 2008 ile 31 Aralık 2011 tarihleri arasında yürütülen, Hollanda’daki PSC ve birinci bilinyer kolanjit (PBC) hastaları üzerinde, geniş çapta bir katılımla yapılan bir kohort çalışması olan Epi PSC PBC projesinden toplandı. Katılımcılar, çalışmada yer almak, bilgilendirilmiş onay sunmak ve sigara içme durumları, apandisit ameliyatı geçmişi ve IBD ve/veya otoimmün karaciğer hastalığı olan birinci derece akrabaları olup olmadığına dair 10 maddelik bir anket formu doldurmak üzere davet edildi.

 

Toplamda 343 PSC hastası katılmayı kabul ederek anketi doldurdu; bunlardan 164 hastada eşlik eden UC, 50 hastada Crohn hastalığı(CD) vardı. Toplam 370 IBD ve 232 HC hastası katılmayı kabul ederek anketi doldurdu.  Demografik veriler, bu çalışmadaki PSC hastaları grubunun Hollanda PSC ana kitlesinin temsilcisi olduğunu gösterdi. Yaş ortalamaları 48 ve hastaların %65’i erkekti; IBD kontrol grubunun %40’ı erkek; ve yaş ortalaması da 43 idi. % 46’sı erkek olan HC grubundaysa, yaş ortalaması 55 idi.

 

PSC hastaları eş-zamanlı IBD bulunması baz alınarak, UC’li hastalar, CD’li hastalar ve eş-zamanlı IBD bulunmayan hastalar olmak üzere bölündüler. IBD kontrol hastalarının hiçbirinde herhangi bir karaciğer hastalığı teşhisi olmadığı gibi, tüm rutin karaciğer testleri de normaldi.

 

PSC hastalığına yakalanma risk faktörlerini IBD risk faktörlerinden ayırt etmek için, PSC ve IBD-kontrol hastaları IBD türüne göre (UC ya da CD) eşleştirildiler. PSC-UC hastaları UC kontrol hastalarıyla karşılaştırıldı, PSC-CD hastaları CD kontrol hastalarıyla karşılaştırıldı. IBD hastalığı olmayan PSC hastaları ayrı ayrı analiz edilerek HC’lerle karşılaştırıldı.

 

Cinsiyet, yaş, sigara alışkanlığı, apandisit ameliyatı (cerrahi müdahale ile apandisitin alınması), IBD ve autoimmune karaciğer hastalığı aile geçmişi gibi, PSC hastalığına yakalanma potansiyel risk faktörleri, bağıl frekanslar karşılaştırılarak analiz edildi (PSC-IBD grubuna karşı IBD kontrol grubunda ve IBD’siz PSC grubunda HC grubuna karşı bir risk faktörünün ne sıklıkla buluduğu).

 

Araştırmacılar aşağıdaki bulgulara ulaştılar:

 

Sigara:

Genel olarak PSC grubunda HC grubuna nispeten daha az sigara içen vardı. Aynı oran HC grubuyla karşılaştırıldığında IBD olmayan PSC alt-grubunda da gözlendi.

 

UC kontrol grubuyla PSC-UC hasta grubu karşılaştırıldığında, UC hastaları PSC-UC hastalarına göre daha sık sigara içenlerden oluşuyordu. PSC-CD ve CD gruplarında da benzer sonuçlar görüldü. Sigara içmek, hem UC hem de CD hastalarında PSC hastalığına yakalanma riskini düşmesiyle çok ciddi ilişkiliydi.

 

Bu çalışma, sigara içme alışkanlığının bağımsız olarak PSC hastalığına yakalanma riskini azalttığını gösteren en büyük vaka-kontrol çalışması olup önceki çalışmaları onaylamakta. Araştırmacılar bu çalışmanın, sigara içmenin IBD olmayan PSC hastalarında değil ama PSC-IBD hastalarında PSC hastalığının ilerlemesine karşı koruduğunu saptayan Eaton et al. tarafından son zamanlarda yapılan bir çalışmayla örtüştüğünü belirtti. Sonuçlar, sigara içme ve PSC arasındaki ilişkinin belirli bir genotip ve PSC-IBD eşdeğer fenotip tarafından yürütüldüğünü öne sürüyor.

 

Sigara içmenin temelindeki mekanizmanın PSC ya da IBD hastalığının gelişimini (hastalığın oluşumunu) nasıl etkilediği ise henüz bilinmiyor. Tütünün içerisinde en çok üzerinde çalışılan nikotinle beraber 4000’den fazla kimyasal madde bulunuyor. Nikotin, merkezi sinir sisteminde ve vücudun başka herhangi bir yerinde belirli reseptörleri uyarır; bu da bazı antiinflamatuar yolun duyarlılaşmasına neden olabilir: kolinerjik antiinflamatuar yol.

 

Sunumda, PSC hastalığının gelişiminde sigara içmenin etkileri henüz araştırılmamasına rağmen, PBC olan hastalarda sigara içme, ilerlemiş hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Bu da, sigara içmenin PSC hastalığına yakalanma riskini azalttığının saptanmasına rağmen, karaciğer fibrozu oluştuktan sonra hastalığın hızla ilerlemesine sebep olabileceğini ortaya koyuyor.

 

Apandisit Ameliyatı:

PSC ve HC hastalarında apandisit ameliyatı eşit orandaydı, diğer taraftan PSC-UC hastaları UC kontrol hastalarına göre daha fazla apandisit ameliyatı geçirmişti. Birçok araştırma apandisit ameliyatının UC hastalığına yakalanmaya karşı koruyucu bir etkisinin olduğunu göstermiştir, bu çalışmadaki bulgular da bu sonuçları desteklemektedir. Diğer taraftan, apandisit ameliyatı ile PSC hastalığına yakalanma arasında hiç alaka bulunmadı – bu sonuç hiç alaka olmadığını gösteren dört çalışmanın meta-analiziyle örtüşmektedir. UC hasta grubuna göre PSC-UC hasta grubunda daha fazla apandisit ameliyatı olması, UC hastalarında apandisit ameliyatının PSC hastalığına yakalanmada bir risk faktörü olabileceğini gösteriyor.

 

Apandisit ameliyatının UC hastalığına yakalanma riskini nasıl etkilediği yıllardır araştırmaların odağında. Anderson et al. tarafından yapılan büyük bir çalışmaya göre, apandisit ameliyatından sonra apandisitin olmamasından ziyade, apandisit iltihaplanmasına (apandisitin alınmasının sebebi) katlanılması koruyucu bir etki sağlıyor.

 

Aile Geçmişi:

PSC-UC hastalarının %10’u ve UC kontrol hastalarının %17’si birinci dereceden IBD hastası yakınıydı, diğer yandan PSC-CD hastaları ve CD kontrol hastaları arasında fark yoktu. IBD aile geçmişi PSC-IBD alt gruplarının hiçbirinde PSC hastalığı için bağımsız olarak tek başına bir risk faktörü değildi.

 

Otoimmün karaciğer hastalığı CD kontrol grubu ailelerine göre, PSC-CD hastalarının ailelerinde daha yaygındı, ama rakamlar çok küçük.  UC hastalarının aileleriyle karşılaştırıldığında, PSC-UC hastalarının aileleri de benzer sıklıkta otoimmün karaciğer hastalığı sahibiydi.

 

Coğrafi dağılım:

PSC hastalarının yaşadığı alanda dengeli bir coğrafi dağılım vardı, bu da gösteriyor ki PSC hastalığına yakalanmada yaşanılan çevrenin bir rolü yok.

 

Sonuç

Araştırmacılar şu sonuca vardı; büyük bir PSC nüfus tabanlı kohort çalışmasında, sigara içmenin UC hastalığına karşı koruyucu etkisinden bağımsız olarak, sigara içme PSC hastalığına yakalanmada düşük riskle ilişkilendirilmiştir, ama apandisit ameliyatı PSC için bağımsız bir risk faktörü değildir.

 

 

Makalenin bu bölümünün yazarı Dr Valmae Ypinazar (PhD), Senior Research Fellow, Griffith University, Southport, Queensland, Australia.

Çevirmen:

Haziran 2016

 

Yukarıdaki makalenin orijinal (İngilizce) versiyonu, Dr. E.M.G de Vries ve Dr. K. Boonstral tarafından kontrol edilip onaylanmıştır.

 

Bu bölüm makalenin tamamına dayanmaktadır:

 

Primer Sklerozan Kolanjit için risk faktörleri

 

Kirsten Boonstra1*, Elisabeth M. G. de Vries1*, Nan van Geloven2, Karel J. van Erpecum3, Marcel Spanier4, Alexander C. Poen5, Carin M. van Nieuwkerk6, Ben J. Witteman7, Hans A. Tuynman8, Anton H. Naber9, Paul J. Kingma9, Ulrich Beuers1 and Cyriel Y. Ponsioen 1 on behalf of the Epi PSC PBC Study Group

 

1 Department of Gastroenterology and Hepatology, Academic Medical Center, Amsterdam, the Netherlands; 2 Clinical Research Unit, Academic Medical Center, Amsterdam, the Netherlands; 3 Department of Gastroenterology and Hepatology, University Medical Center Utrecht, Utrecht, the Netherlands; 4 Department of Gastroenterology and Hepatology, Rijnstate Hospital, Arnhem, the Netherlands; 5 Department of Gastroenterology and Hepatology, Isala Clinics, Zwolle, the Netherlands; 6 Department of Gastroenterology and Hepatology, VU Medical Center, Amsterdam, the Netherlands; 7 Department of Gastroenterology and Hepatology, GelderseVallei Hospital, Ede, the Netherlands; 8 Department of Gastroenterology and Hepatology, Medical Center Alkmaar, Alkmaar, the Netherlands; 9 Department of Gastroenterology and Hepatology,Tergooiziekenhuizen, Hilversum/Blaricum, the Netherlands

 

*Bu yazarlar katkıda eşit.

 

 

Terimler

 

Vaka-kontrol çalışması: 

(https://himmelfarb.gwu.edu/tutorials/studydesign101/casecontrols.html)

 

Kohort:  Belirli bir zaman aralığında belirli bir hastalık geçirmiş ya da belirli bir olayı tecrübe etmiş bir grup özne .

 

Genotip: Belirli bir lokusta ya da belirlenmiş herhangi bir lokus kombinasyonundaki gen kombinasyonu.

 

Loci: Lokus kelimesinin çoğul hali: Genetikte lokus; kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, bir hastalıkta daha sık bulunan kromozomlar üzerindeki belirli genlerin konumu.

 

Ortalama: Aşağısında ve yukarısında eş sayıda değer olan bir dağılımda en ortadaki değer.

 

Patogenez: Hastalık durumuna getiren Biyolojik mekanizma (veya mekanizma).

 

Fenotip: Genetik ve çevresel etkilere dayanarak belli kişilik özelliğini ifade eden söz.

 

Nüfus-tabanlı: Genellikle, PSC hastalığı olan insanlar örneğinde olduğu gibi, tarif edilmiş bir “genel nüfus” içeren bir çalışmayı tarif ederken kullanılır.

 

 

Bu makalenin şu durumlarda telif hakkı yoktur:

 

1    PSC Patients Europe’un (PSCPatientsEurope.org) bir makalesi olarak bahsedildiğinde.

2    Link / basılı kopya PSC Patients Europe’a gönderildiğinde

 

Bu makalenin yayılmasına ilişkin tüm veriyi toplayıp bu geri bildirimi Team Nor-urso’ya ve diğer araştırmacılar ve ilgili taraflara ileteceğiz. Bu bölümlerin halkın büyük kesimine ulaşması arayışımıza katkıda bulunacaktır.

 

Bu makaleye ek olarak soru ve önerileriniz varsa, lütfen e-posta ile info@pscpatientseurope.org ulaşınız. Bu makale hoşunuza gitti mi? PSC Patients Europe Facebook sayfasını ve makalenin olduğu gönderiyi ‘beğenirseniz’ çok memnun oluruz. Ve lütfen PSC Patients Europe için bağış yapmayı bir düşünün.  Yazarı geri bildirim ve ‘Beğenileriniz’ hakkında bilgilendireceğiz.